Tanım
xcxc
Bağlantılarım
»
»
»
»
|
Ümit Soldu...

Ümit soldu...
Oysa daha dün gece ben uykuya dalmadan ne kadar da diri duruyordu. Yine bütün gece senin yolunu gözlemiş, sen yine gelmeyince kendini bitirmiş... Her sabah yaptığım gibi; biraz sevgi senden, biraz sevgi benden. Biraz dayanıklılık senden, bir avuç sabır benden. Biraz özlem senden, biraz hasret benden ve kucak dolusu maviyi gökyüzünden, sarının sıcaklığını güneşten katarak besledim ''ümit''i... Kavuşama ihtimali çok az olsa da ümit solmamalı. Ki; Benim ümüdim hep maviyle beslendi. Yani asla bitmeyecekti...
Bazen diyorum ki kendi kendime; ''alışmalısın bu ayrılıklara, her sabah kalbinde artan bir sancıyla uyanmamalısın. Alışmalısın hasrete, özlemelere, O'nun yokluğuna. O an fırtınalar kopuyor içimde, sessiz haykırışlar düğümleniyor boğazımda yutkunamıyorum. ''Hayır !'' Ayrılığa alışmak; sensiz yaşamayı kabul etmek, bir bakıma senden vazgeçmek olmuyor mu? Kaldı ki, ben seni yaşamamın en büyük sebebi olarak görürken. Yokluğuna alışmak demek; bütün renklerin bir bir solması demek. Yokluğuna alışmak demek; kalbimin artık çarpmaması demek. Senin yokluğuna alışmak demek; benim kendimden vazgeçmem demek.
Ben katıksız kahveyi de, karanlık geceyi de senin gözlerin diye sevdim. Ben geceleri sevdim çünkü sen geceleri gelirdin. Dedim ya canparçam; sen benim yaşamamın en büyük sebebisin. Canparçam, canımın parçası... Her an yanımda bulduğum, her zaman yanında olduğum. Ayrılık söz konusu olunca ister iki adımlık mesafe olsun, ister binlerce kilometre olsun; tarifsiz acılar yaşatıyor insana. Acısı bile güzel, özlemini bile sevdiðim... Ümidim solmadı. ''Geleceğim içimin gülen yüzü'' dedin. Gelmeni bekliyorum yüzümü güldürenim. Vuslat çok yakın biliyorum...
Mehmet Coşkundeniz'in ''Aşk bize yakıştı'' isimli kitabından bir bölüm alıntı yapacağım, gerçek sevgiyi tam olarak ifade etmiş yazısında..
Dinle ey yar, sana bağımlı olmadan büyüttüm ben bu sevdayı içimde. Sen olsan da büyümeye devam edecek olmasan da. Sevmişim seni bir kere kurtuluşun yok.
Seni özlemeyi en çok ben bilirim. Hiç yakınmadım seni özlemekten. Üstelik, kavuşamama ihtimali işlenmemiş soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken. Sana dokunamamak yüreğimi böylesine acıtırken.
Yine de bil ey yar... Bil ki, ben yüreğimi kanırtan bu acıya inat dokunamadan tenine saatlerce sevişebilirim seninle.
|
Tarih: 01:12, 24/6/2007 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Sevgiye Dair..

Çok seven ve çokta acı çeken bir arkadaşım dedi ki; ''sevmek hep acı çekmek değil, olmamalı.'' Yorulmuştu artık bu mücadeleyi tek başına vermekten. Sevgisinden vazgeçmiyordu ama sevgiliden vazgeçmek zorunda bırakılıyordu.
Ama biz acı çekmeyi seviyoruz. Acı çekersek sevgimiz daha gerçek olur, daha bir büyür gibi geliyor nedense. Sanki sevgimizin büyüklüğünü kendimize ispatlayacağız. Sevmek hiç şüphesiz dünyanın en güzel, en kutsal duygusu. bir insana verilmiş en büyük armağan sevmek duygusu. Ve nedense gerçek sevgilerde mutlu bir son göremedim şimdiye kadar. Gerçek sevenlerin yazgısı mıdır kavuşamamak, hep hasret çekmek.. Sevgiliyi bu kadar özel kılan bu özlem midir? Araya hasret girmişse, kavuşmak sadece hayallerde ise bu sevgiyi daha da yüceleştiriyor. Hele de kavuşma umudu yok denecek kadar azsa..(Yok demiyorum, umut her zaman olmalı.) İşte o zaman kadın kendine eziyet etmeye, yaralarını kanatmaya başlıyor. ''Neden kavuşamıyorum, neden bende herkes gibi başımı sevdiğimin sinesine yaslayıp kokusunu ciğerlerime dolduramıyorum?'' Bu acıları çekmek bile güzel gelir seven kadına, çünkü sevdiği uğrunadır onca gözyaşı, onca kanayan yaralar.. Günlerce, aylarca onun yolunu beklemek, bir haberi için; bir dakika sesini duyabilmek için yaşamak. Aslında hayat diye yaşanan O'dur, nefes diye ciğerlere dolan, güzel diye bakılan.. Herşey onda anlam kazanır, onsuzluk düşünülemez, yaşama sebebi O'dur. O yoksa yaşamanın manası da yoktur zaten. Vuslat hep beklenen, vuslat ümit edilen... Vuslatın güzelliği bu acıları dayanılır hale getiren.
Bazı insanlar sevdiklerini zannederler ama sevilmek duygusudur aslında sevdikleri. Gerçek sevgide ise insan karşısındakinden hiçbirşey ummaz, sevgisi tek taraflı bile olsa sevmeye devam eder. Onu sadece o olduğu için seversin. Ondan vazgeçmek demek nefes alamamak, bir daha mavi gökyüzüne bakamamak, yıldızları sayamamak, çiçekleri koklayamamak, yani artık yaşamamaktır..Kavuşmak bir hayal kadar uzaksa olduğu gibi kabul edip, sevgisini acı çekmeden yaşayabilmeli insan. Kendine eziyet etmeden ve sevgisinden vazgeçmeden. Mecnun'a Leyla'dan özge çöl yoktur...
** Sevdiğim!
Sabaha, kan kırmızı tan yerine ve aşka ANDOLSUN Kİ
Benim bildiğim tek ben, Sensin..
Hoş geldin yokluğunun varlığına.
Hoş geldin,
Ateşimin gül yüzü...
** Alıntı
|
Tarih: 11:47, 13/6/2007 |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Çobanyıldızı

Başkaları gitmiş olur gidince, bir sen yakınsın uzakta kalınca..
Hayat bazen öyle dumura uğratıyor ki insanı, öyla ağır yükler bindiriyor ki sırtına; ''tükendim artık, bittim'' diyorsun. Ve ölümü özler hale gelebiliyorsun. Özlenecek bunca güzellik, yaşanılası hayat varken..
Akrep gece yarısını çoktan geride bırakmış, saatim 3 kere çıplak duvarları çınlattı. Serin bir nisan gecesinde yine gözpınarlarım bahardaki ırmaklar gibi çağıl çağıl.. Gece puslu.. Birtek çobanyıldızı görünüyor puslu gecede. En az benim kadar yalnız, en az benim kadar hüzünlü. Gece sessiz, gece sensiz.. gece hüzün kokarken.. Sevginin nefesi ile büyüyor birtanem.
Hüzünlerimizi kadehlere doldurup tokuşturuyoruz çobanyıldızıyla. Aslında o çok şanslı; görüyor senin nerede olduğunu ve seninde ona bakarak benim hayalimle kendini avuttuğunu.. Senin hüznünü alıp bana, benim hasretimi sana taşıyor.
Gece sessiz, gece sensiz. Birtek çobanyıldızı gökyüzünde. En az benim kadar yalnız, en az benim kadar sevdalı.. Büyüdükçe büyüyor, tüm gökyüzünü sarıyor yine gözlerinin karası. Haykırışlar kayboluyor gecenin buz gibi ayazında, sessiz yakarışlar dizilip kalıyor bir bir boğazıma..
Gece karanlık, gece tükenmiş. Birtek çobanyıldızı parlıyor gözbebeklerinde. Ve o karanlık öyle hükmediyor ki benliğime, o kadar hoş, o kadar huzurlu.. Eriyip bitiyorum gözlerinin sevisinde..
|
Tarih: 23:15, 3/4/2007 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Baki olsa da ayrılık, aşk her daim ölümsüzdür..

Resimli bir E Kart üzerinde özlemle ilgili iki satır okumuştum. ''Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse?'' Sana olan özlemim böyle dayanılmaz bir hale geldikçe hep bu iki satır geliyor aklıma.. Yalnızlık değil beni korkutan, yalnız olmadığımı biliyorum.. Ama gel gör ki; canım ellerini tutmak istediğinde çaresizliğimden çıldırıyorum.. Sen gittin gideli kendimi hep yarım, eksik hissediyorum. Ufacık bir sorun karşısında bile başedemeyeceğimden korkuyorum. Güçsüzüm.. Sanki sen yanımda olsan, ellerimi tutsan herşey yoluna girecek, benden güçlü biri daha olmayacak dünyada. Fakat gelmiyorsun, gelemiyorsun.. Ümit Yaşar'ın şiirindeki gibi ''Sana en muhtaç olduğum şu anda gel, yaşamak olsan da gel, ölüm olsan da gel'' diyorum. Sesimi duyuramıyorum.. Sanki küçücük parçalardan oluşan bir yapbozum da senin gelmediğin hergün bir parçam kayboluyor. Tam bittim derken çıkıp geleceksin, biliyorum. İşte bunun için seni çoook seviyorum..
Bu şiirde dediği gibi baki olsa da ayrılık, aşk her daim ölümsüzdür.
**Dudağımda yarım kalan söylenmemiş son sözümdü Baki olsa da ayrılık Aşk her daim ölümsüzdür Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi Efkar kitabedir aşka demde okunur Yalan dünyam dört mevsimde bir bahar olur Varsın eller gönül yarası kapanır sansın Kabuğun altında sevgili sen kanayansın
Ömrümüzün son demidir dönülmeyen o gitmeler Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi Efkar kitabedir aşka demde okunur Yalan dünyam dört mevsimde bir bahar olur Varsın eller gönül yarası kapanır sansın Kabuğun altında sevgili sen kanayansın
** Şarkı sözü.. |
Tarih: 14:09, 22/2/2007 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Mavi Bir Umut..

Saatlerin tüm saçmalıklarıyla zamanın akışını engellemeye çalışmaları, akrebin yelkovanı peşinden sürükleyemeyecek kadar bitap düşmesi umutları umutsuzlaştırıyor... Şimdi ben isyan mı edeyim, bişeylere mi küseyim? Dakikalar geçmemek için diretirken; yılların su gibi avuçlarımdan akıp gitmesine mi kahredeyim? Sana tam kavuştum derken ellerimin arasından çekip alan hayata mı küseyim? Gelmek isteyip te gelemeyişine mi, görmek isteyip te göremeyişime mi, sarmak isteyip saramayışıma, kokunu duyamayışıma mı? Bir yarını bende bırakıp, benim yarımı beraberine katıp bilinmeyen yerlere götüren yollara mı isyan edeyim? Yoksa bedenimi her gece o kapkara gözlerinde uykuya teslim ederken, zihnimin uyanık kalmak için direnmesine mi?
Eğer küsmekle, bişeylere isyan etmekle bana gelebileceğini bilsem, kendime bile küserdim.. Biliyorum ki ben bu gece yine seni bekleyeceğim ve sen yine gelemeyeceksin.. Uykularını benim için böleceksin. Ben yine şarkımızı dinleyip gözyaşı dökeceğim, sen bunu hissedip kederlenecek; seni üşütenin soğuk mu yoksa yokluğum mu olduğunu düşüneceksin. Yıldızlara yöneltip bakışlarını bir sigara daha yakacaksın, gözlerin yine dolacak.. Ve içlerinden en parlak olanını seçip bana; neden gelemediğini anlatması için görevlendireceksin.. Belki sende isyan edecek ve yollara küseceksin.. Ama bileceksin ki her gece yıldızlara bakıp senden haber bekleyen biri var ve umutlar umutsuzlaşsa da, biraz mavi katıp hayatına vuslatı bekliyor.. Seni taaaaa bu kadar, taaaa güneşe kadar seviyor..
|
Tarih: 08:57, 14/2/2007 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|